12 Ağustos 2010

Thoughts o' mine



Falım sakızın laciverti gibisi yoktur. Kocamandır bi kere ağız doldurur. Yalnızken çatır çutur çatlata patlata çiğnenir. Ama bakınız ne diyorum YALNIZ çiğnenmelidir. Yanınızda biri varken çiğnemeyin çok fena sesler çok fena can sıkıcı durumlar ortaya çıkabilir.

Sürekli aynı mekana gitmekten sıkılmayan insanlar vardır. Hatta orası onların evi gibi olsun isterler tanıdık yüzler oldun gidince "vay ağbi nağber" muhabbeti yapsınlar falan. Oranın müdavimleriyle de selamlaşırlar hatta. Bu durum bir süre iyi gider bana göre ama bir süreden sonra sıkıcı bir hal alır. Oradan başka bir yere gidince oraya ihanet etmişsin gibi gelir. Ya da başka bir yere gideceksen ve önünden geçmen gerekiyorsa ister istemez bir saklanma moduna girersin. İşte bu yüzden 4 yıl önce bu alışkanlığımı bırakmış bulunuyorum. Değişik yerler yeni yüzler artık benim politikam.

Hayatında yenilikler isteyen kişileri anlayabiliyorum. Zaman zaman herkeste olan bi durum bu ama ben hayatımda yenilik isterken her şeyiyle yeni bir hayat istemeye başlıyorum. Yeni insanlar yeni yeni yeni bi ton bir sürü bir şey sadece sabit kişiler olsun, en sevdiklerim geride kalan her şey gitsin. Bu yüzden yeni şehirler ve yeni başlangıçlar korkutmuyor beni. Umarım seneye bambaşka bir şehirde bambaşka bir hayata başlayacağım.

Durup durup kendime şarkı armağan ediyorum. Hastalıklı bünyem dakikadan dakikaya tarzı ve hızı değişen şarkılar getiriyor aklıma.

Sevgilimin kulağına söylemek üzere şarkı listesi yapıyorum zaman zaman. Bazıları romantik bazıları seksi bazıları cidden komik ama anlamlı oluyor. En sevdiğim o direksiyondayken arabada çalan şarkıyı bağıra bağıra söylememiz. Bağırırken sesim ne kadar berbatsa o kadar gülüyoruz, sonra susayıp su alırız muhtemelen.

Eğer uzun süreli ilişkiniz varsa bunun üzerine çokça yorum yapan olur. Benim de 4,5 yıllık uzun bir ilişkim var. Burada neredeyse hiç anlatmasam da. Bunun üzerine de elbette çokça laf söyleniyor. Bu yorumlar genelde olumsuz oluyor. Sıkılmadınız mı pef ne kötü evli gibi vs. Bu yorumları bizi tanımazlıklarına bağlayıp bir konuşma yapıp sonlandırıyorum.

Blog yazma konusunda gün geçtikçe yeteneksizleşmekte, körelmekte, sıkıcı olmaya başlamaktayım. Farkındayım ve de hep sıcaktan bunlar diye suçu havaya, suya falan atıp sıyırırım belki.

Şu anda orijinali Guns'n Roses a ait olan sweet child O'mine dinlemekteyim. (Taken by trees)
Aaaa dur ekliyim. Aaa ben bundan başlık da yaparım ki..



28 Temmuz 2010

YALANCI olabilirim

Son zamanlarda canım sürekli yalan söylemek istiyor. Herkesi kandırmak ne kadar da kolay. Bugünlerde bana güvenmeyin bence?!'^+%&+

24 Temmuz 2010

Ev tatili vs. Her şey dahil manyaklığı


Bi süredir çalışmaktayım. otel otel gezmekteyim.

Tatil anlayışım 5 yıldızlı über büyük tatil köylerini içermediği için ben fazlasıyla sıkılıyorum bu işten. Havuz, deniz, sınırsız ye iç çöp ot bok modundaki tatilleri sevmiyorum.
Bana bi hamak vereceksin, temiz hava, huzur, sükunet yaşlı tatili benim sevdiğim. Yanında sevdiceğin de varsa ne ala..

Otellerdeki insan profili genelde aynı bastım parayı aha buraya sıçıyorum şimdi şeklinde. Irk ayrımı yapmak da caiz bana artık. Öyle böyle değil faşik falan oldum. Fransa, Rusya, İsrail, Irak, Arabistan, Almanya , İngiltere......... farklı coğrafya farklı kişilikler ve kültürler yok anam kaldıramam ben öyle burnu havada cevap vermekten uzak ökkeşleri.

Otelde çalışıyosun her şeyden yararlanıyosun yiyip içiyosun ama bacağını alcak vaktin yok ha lost adasındasın ha tatil köyü hiçbi şey farketmiyo yani. Sabah bi gidiyosun gece 2de eve dönüyosun.

Velhasıl kelam sevgili bilogırlar. Tatil dedikleri şey bence tatil değil yani. O ne ya içinde 15 milyon mikroplu havuzda yüzmeceler deli gibi 8kilo yemek yemeceler 42 çeşit meyveyi tatma isteği. Bunun adı her şey dahil manyaklığı ve bence bu psikolojik ve incelenmesi gereken bir süreç.

1 gün tatil yarın yine işe gidicem. Tatilde de kıl yol, oje sür ne biçim tatil lan bu! Tatilde evde durmak?? Oh beee!!

foto:deviantart

09 Temmuz 2010

"Akşama Deprem Var!!" derler bizim oralarda: bir yarışma programının anatomisi


4düğün 1balayı adlı poroğram üzerine:

Evlenirken yakın çevreniz ne yapacağınızı biliyordu zaten(bkz: bu yazının başlığı) bir TV izleyicilerine duyurmadığınız kalmıştı. Tebrik ediyorum sizi..
Geçen gün de kadın diyo ki işte güzel bi anı olacak bu yarışmaya katılmak. Ulan ne anısı benim düğünüm böyle saniye saniye 3 kendini bilmez burnu gereksiz havada kadın tarafından denetlenecek puanlanacak falan onun stresinden düğün yapamam herhalde. Saçma sapan bi de çok sıkıldım edi bidi yemekler tatsız tuzsuz bla bla gelinlik saçma eci bici gibi yorumlar yapıyorlar. Nası bi yarışma bu ya sora moralin bozulacak ay gelinliğim kötü müydü acep falan diye..

Evleniyosun ve cidden özel bir şey bence. Kendi ellerinle el alemin ağzına laf vermek söz ettirmek niye?? Dans şarkısına kadar karışıyolar valla. Biriktir git yap balayını yahu! Çok sinirliyim bilemezsin ah ahhh!!

Bir de sinir oluyorum yarışmacılardan ikisi benden iki yaş büyükmüş.. Yaşın ne başın ne çıkmışsın orda laf ediyosun sanki kırk yaşında gibi cık cık cık...İzledim ve strese girdim. Ben neden bunu izliyorum ki allam kurtar beni!

Fekat reklamlarda gördüm Ayşe adlı şahsın gelin arabasından istemekteyim çok fena.

Düşünmek istemiyorum stresten çıkamıyorum!!

05 Temmuz 2010

Alışveriş kurallarım: gez göz arpacık




Annemle alış verişe çıkmak benim için bir işkence.
Annemi kırmak istemiyorum hadi çıkıp bana bidi bidi bakalım dediğinde de tamam bebeyim gidelim diyorum. Sonuç olarak annem aşırı kararsız bir kişilik olduğu için ve de hali hazırda dünya üzerindeki tüm modelleri görmeden karar veremediği için annemle genelde alış veriş değil sadece piyasa araştırması yapıyoruz ki bu araştırma genelde normalden bayaaa bi uzun sürüyor. Şöyle ki annem karar vermiş mesela yaz için krem rengi, klasik, şık olsun ama modern dursun bir ayakkabı istiyor..
Annem neye bakıyor? Kırmızı spor ayakkabı.
Annem neye bakıyor? 80 yaş teyze ayakkabısı.
Annem neye bakıyor? Parmak arası terlik.
Annem neye bakıyor? Gladyatör sandalet.

İş bu gezinti esnasında kanımda mıdır içimde midir nedir kadınlıktan uzak bir şahsiyet olduğum için ki benim bir mağazada beğendiğim ya da bana hitap eden bi şey yoksa maksimum harcayacağım süre: 2 dakikayı geçmez -bunla orantıladım- sıkıntıdan patlama anne yeter artık ne istediğine karar ver, sen daha ne alacağını bilmiyosun bence gibi konuşmalarla sürüp gitmektedir.

2 seferdir çıkıyoruz bakmadığımız ayakkabıcı kalmadı annem bugün ne dedi biliyo musun sevgili okur yazar? Aman ya benim ayakkabı alasım gitti, almıyım bence ben ayakkabı!'^+%&/&%+!^

Ben çıldırdım tabi. Bütün mağazalardaki ayakkabı modellerinden en beğendiklerimi e şu iyiydi ya diye son nefesini vermekte olan biri gibi yalvarırcasına saydım ama annem kesin bir tavırla:

Hiçbiri içime sinmedi. dedi.

Bense o esnada yürümekten şişmiş ayaklarıma bakarak bir kaç damla gözyaşı döktüm.

Alışveriş konusunda ciddi anlamda problemli biriyim zira hiçbir şey-- HİÇBİR ŞEY beğenmiyorum. Giydiğim kıyafetlerin beni yansıtmadığı düşüncesindeyim genel anlamda. Alış veriş yaparken de işte bu falan dediğim kırk yılda bir çıkar ve genelde çeşit olsun diye kıyafet ve ayakkabı alırım. Bir mağazanın vitrininden içeride beğenip beğenmeyeceğim bir şey var mı anlarım. Mağaza içinde çok hızlı turlarım. Almayı düşünmediğim bir şeyi nasıl duruyor diye denemem. Biri denerken de beklemekten çok sıkılırım. AVM lere zorunlu olmadıkça gitmem, hemen sıkılır ve de yorulurum. Alacaksam da çok dolaşmayı sevmem aynı modelleri her yerde görmek beni alacağım şeyden soğutur. Örneğin kırmızı ayakkabı alacaksam ve sürekli görürsem kırmızıdan vazgeçerim. İstediğim modeli ararken ve bulamazken o modelden sıkılırım. Sürekli kafamda canlandırmak bile sıkar.

Gördüğünüz gibi problemli bir kişilik olduğum yeterince açık. Bu saydıklarım iyi mi kötü mü bilmiyorum ama tek başına alışveriş yamak benim için daha uygun çünkü yanımda biri varsa ve mağazalarda oyalanan bir tipse ciddi anlamda sinir oluyorum. Özellikle sürekli bir şeyler deneyen ya da aşırı kararsız kişilikler sinirlerimi bozuyor. Zaman zaman benim de çok kararsız kaldığım oluyor ve anında fikrine güvendiğim birine mms atıyorum o da şahane bi olay bence.

İşte böyle sevgili okurlarım. Yorgunum harap ve de bitap haldeyim. Annem de ayakkabı almıyo ne bahtsızım yareppim!

foto:deviantart

29 Haziran 2010

sifonu bozuk olan evler


fobik olduğum konudur.

salı diye bi gün mü salla yok
şiki şiki bi durum valla yok
hayatın anlamı nerde yok
silah da var ama kurşun yok


Sözlü şarkı; oynatan şarkıdır.


Son günler;

Çok sıkıldığım günlerdir.

Göbek;

Kışları sıcacık tutup yaza doğru eritmeye çalışılarak nankörlük edilen hava yastığı.

Havlu;

Çok ilkel bulduğum ev sileceği.

Çakirdek;

Çitlemekten haz alınan tuzlu lolipopik.

Güneş gözlüğü;

Uzay yolu iki gereci; foton önlengeci.

Ben;

Sorgu kaynağım.

foto: deviantart


20 Haziran 2010

Ay Savaşçısı & Mamoru vs. Ben10 & Bilumum yeni çizgi filmler




Ben küçükken en sinir olduğum şey karşı apartmanın çocuklarını bahçeye doldurmakla suçlanmamdı. Tabi çemkirip e ben arkadaşsız kalayım o zaman sen de misafir getirme hallallaaa ne kadar da salak bu insanlar cık cık gibi tepkiler verirdim. Fakat şimdi anlıyorum ki ah be teyzelerim amcalarım ne kadar haklıymışınız. Sekizinci kattan vici vici güneşin alnında bi ton çocuk sesi.. Şimdi aşağı fortumlan su falan dökücem hehöö:)
-bizim bi komşuz vardı bu Antalya'ya has mı bilmiyorum ama aşağı su dökerdi bahçeden kovmak için. -


Tepki de veremiyorum tükürdüğümü yalamam misali bir de üzülüyorum ben bu bebelere yazık ben10 falan izliyolar. Bi de çok saçma geliyo şimdiki çizgi filmler bizimkilerin bi teması vardı arkadaşlık dostluk yani ne bileyim şimdi daha garip geliyor. Ninja turtles'ı da hiç beğenmedim yeni bölümlerini.





Benim izlediğim ve de hala hastası olduğum Ay Savaşçısı -Sailor moon- mesela belki fena bir çizgi film olarak değerlendirilebilir ebeveynler tarafndan çünkü lezbiyen ilişki yaşayan bir çift vardı kuzen falan diyolardı onlara ama benim favori çizgi filmlerimdendi çünkü bir kere o elbise değiştirme sahnesi benim için woww wuhuuu oh yeah gibi bir şeydi. Mamoru'nun gülünü atıp gitmesi şahaneydi. Kendisine aşıktım ayrıca Usagi'nin rezillikleri çok komikti çook! Chibi falan gelmişti sonra onların çocuğu mu olmuştu ne hatırlayamadm şimdi. Ama çok iyi takip ediyordum.






Orda da savaş vardı ama böyle hırslı değildi savaşlar daha masumdu. Savaş da ne kadar masum olursa artık işte.


Pokemon da bisürü eleştiri almıştı vakti zamanında. E her yeni gelen ondan daha fenayken nasıl olacak bu iş lahana ve de perhiz?


Teknoloji gelişiyor falan fıstık tamam artık Red kit in yedi kurşunlu revolveri yerine tam otomatik bla bla lar olabilir.. Ama sevmedim hiç..

İşte bu yüzden sokakta oynayan bili bili öttürdükleri bisiklet zımbrtıları bulunan veletlere hiçbir şey demiyorum. Yazık diyorum bisikletinin arkasına teneke takmayı bilmiyor.

Demek biz de bunları anlatacaktık bir gün. Kendimden biz diye bahsetmee bile başladm.
Bence biz fena oluyoruz:S En iyisi gidelimkk kaçalmk falan buralardan.