18 Ekim 2011

kalem buldum kiminse sahibi yoksa benimse


Muzicons.com

Tek sıkıntımın kalemimin uç kıran cinsten olması olan yaşlarımdan anılarım var.
Mesela o zamanlar sınıfımızın kalem tamircisi vardı. uçlu kalemlerin yeni kullanılmaya başladığı dönemler diyebilirim buna. Kalemin içinde uç kalır, içinde kırılır çıkaramazdık. Fakat her zaman imdadımıza yetişen, toplu iğne kitiyle 0.7 uçlarımızın içinde sinsice kırılmış olan ufak parçayı bulup atan, gözümüzde on nomero olan bi şahıs olurdu. Bu kişi candı. Uçlu kalem tamircisi, adeta bir Yaşar Usta. 0.5 uçlu kalemler için bile kalem kutusunda mutlaka altından ince bi metal çıkan rotring silgisi bulundururdu. 
Dansa davet, dansa iştirak gibi çeşitli isimlerle anılan oyunda en çok tercih edilen kız olmak derdindeydik. 
Popülerliğimiz önlük yakamızdaki nakıştan geçerdi.
İp atlarken bacağı değmesine rağmen her daim değmediğini iddia eden düşmanlarımız vardı ki bunlar değmediği halde bacağının değdiğini iddia ettikleri kişilerle ciddi hasım idiler.
Ayranın altından geçirdiğin simiti koparmadan yiyebilmek yetisine sahipsen gözde bir kişiydin; bunu başarabilmek için oldukça gayret göstermiş olmalıydın.
Öyle bir vakitti ki azizim cipsinden bi tane versene, çikolatandan ısırayım mı diyen bebeler şimdi yancı, otlakçı olacak deseler pfs o ne ya der geçerdim.
Seni seven oğlan, arkadaşıyla sana haber yollar, mahmutun sende gönlü var dedirtirdi. Sen de onu severdin ama bildiğin yüz vermezdin, hatta kötü davranırdın. İnsanın sevdiğine kötü davranması modaydı.
Ödevini yapmadığın için gece uyuyamadığın bir yaştaydın. Sorumluluğun tavan yapmıştı.
Ya da ödevini unutup kontrol sırası sana gelene kadar yetiştirmeye çalışırdın gizli gizli.
'Pekiyi'nde yıldız yok diye üzülürdün.
Sınıfın en çalışkanı olman aşık olunacaklar listesine eklerdi adını.
İzci olmak büyük bir olaydı, aşırı fiyakalı hatta burjuva işiydi. İzci olmak üst tabakadan olmak demekti.
Öğretmeninin ufak oğlu x'in yanında daha uzun süre oturuyor diye kavga edilirdi. Sanki çok kıymetliydi haspam.
Zamanla kimin adet görmeye başladığı dedikodusu yayılırdı, aaaaaaaa burcu adet olmuş, ekiki modunda yeni ergenler oldun.
Onun bunun kılı dert oldu o zamanlar.
Derdin küçük kağıtlarla attığın notların hoca tarafından görülmemesi oldu sonra.
Tuvalete gidip ağlayan arkadaşını teselli etmeye döndü yaşın.
Okula giydiğin spor ayakkabına karışan müdür düşmanın oldu.
Derdin daha büyüktü artık göz makyajını idareden saklamalıydın.
Konuşacak konun yoktu, sus pustun en büyük düşmanın annen, babandı artık.
Dinlediğin müziklerle farkını ortaya koyan biriydin. Herkesten 'farklı'/aynıydın aslında.
Asiydin, önüne geleni ezecek güçteydin ama herkes sana karşıydı / güya.
Kafasını sırasına koyup ağlayanların etrafındaki geniş halka idi 'ilgi'.
Zamanla sevgilisi tarafından kıskanılan 'en yakın kız arkadaş olup, silinecek'ler listesine eklendin.
Öss içindi tüm kastın, amaç: en iyi üniversitelerden biri(!)/peh kıçımın kenarı!

Bildiğin yaşlanmışlık kokulu oldu bu postum saygıylan öberim.

Şimdi bunları düşünmüş, kafama takmış olmam bana aşırı komik geliyo. Şuanda işsizim, para kazanmıyorum mesela. Aynı zamanda kötü olayların peşimi bırakmadığı bir dönemdeyim ve bugünlerime gülücem klişesini yapmak istiyorum. Güler miyim ki? İnsan işsizliğine güler mi oğlum!

Yine de yaşıyorum; çok da fifi. 
Bu arada evimin yeri çok güzel lan.
Yemyeşil buralar.


3 yorum:

Missbone dedi ki...

Ah dansa davettt :)
Ne oyundu :)

The Oz dedi ki...

şarkıya doyamadım
bir de kılık kıyafet zorunlulukları göynümde yaradır.
süveter,hırka lisede de ceket macburdu..
gerçi bu saydıklarımı şimdi çok seviyorum, o zaman da severdim.
mecburiyet kötü iş anacım..

bossa nova dedi ki...

Missbone; oh yeah dostum o oyun hala var mı? Varsa nerde, kimin elinde? AÇıklayın huleeeyn!

The Oz, o da sana doyamamış, gelsin bi tavşan kanı çay koyucam ona dedi.
Kılık kıyafet sıkıntılı mevzu dostum yapacak bi şey yok emir kuluyuz sonuçta.(memur zihniyeti kafasına işlemiş bossa nova)